Ana içeriğe atla

Ben Bir Otobüs Durağıyım

 

Ben bir otobüs durağıyım. Çoğunuzla karşılaşmışızdır. Sağımdan Selanik Caddesi geçer, solumda Karanfil Sokağı durur. Beklemeyi o kadar benimsemişim ki, sabah-akşam telaşlı koşturmalarınıza bir anlam veremem. … numaralı otobüs sürekli önümde durup kapılarını açsa da bir kez bile binmeyi aklıma getirmedim. Taş yerinde ağırdır, derler, neme gerek.

Önümden geçen otomobillere gözümün takıldığı olur ama benim işim insanlarladır. Yalnız gezenleri, en ıssız saatlerde bile Kızılay’ı bekleyen benim kadar anlayan çıkmaz. Böyle dedim diye sanmayın ki çiftlerin, grup halinde gelip geçenlerin içini okuyamıyorum. İnsan sarrafı olmuşuz derler ya öyle işte. Ama nedense en çok kalabalık halde toplanıp Kızılay Meydanına doğru yürüyenleri sevmişimdir. Omuz omuza verip yürüdükleri için mi, hep beraber türkü söyleyip, halay çektikleri için mi bilmem onlara kanım ısınmıştır. Haklı talepleri olduğunu, dünyayı güzelleştirmek istedikleriniz sezmişimdir. Bunu sadece sezgiyle açıklayamayız elbette. İşim ve konumum gereği ulaşımın hak olduğunu da öğrenmiştim. Turuncu önlüklü gençlerin benimle birlikte bekleyen yolculara dağıttığı o kağıtlarda yazılanlara yan gözle de olsa hiç bakmadım mı sanıyorsunuz. Çok safsınız!

Yolun karşısında biraz çaprazımda bekleyen arkadaşımla bazen göz göze geliriz. Sırtını verdiği binanın arkasında toplanan kalabalıkların sesini duyduğu zaman “seninkiler gene geldi” der gülümseyerek. Misafir ettiğim yolcular otobüste oturacak yer bulmuş gibi sevinirim. Bazen sevincim acıya dönüşür. Telsiz mevceleri eşliğinde anlaşılmaz bir nefretle bu insanlara saldıranları, şehri savaş alanına çevirenleri gördüğümde indirimli kart kullandığı için yaşlıları, öğrencileri almayan özel halk otobüslerine kızdığım gibi kızarım onlara. Yanlış hatırlamıyorsam 2013 yılıydı, Haziran ayı yeni başlamış olmalıydı. Meydandan gelen silah sesinin duyduğumda içim cızzz etmişti. Durakların kalbi yok mu sanıyordunuz. Yine yanıldınız.

Motorlu araçların homurtusuna, çiğnenen yolların kederine, ekmek parasını sizden çıkaran otobüslerin yüzünüze bakmamasına değinip canınızı daha fazla sıkmak istemem, tanışma faslında her şey anlatılmaz ki…

Gülhane Parkı’nda ceviz ağacı olsam belki bana da şiir yazardınız. Ama ben bir otobüs durağıyım Selanik Caddesi ile Karanfil Sokak arasında. Yolunuz düşerse beklerim efendim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SIRRINI VER ANKARA

     Tekmil ufuklar kışladı    Dört yön, onaltı rüzgar    Ve yedi iklim beş kıta    Kar altındadır.   Ahmed Arif, Karanfil Sokağı adını verdiği şiirine tüm dünyanın kar altında olduğunu söyleyerek başlar ki kendisinin de yedi iklimden bahsettiğine baktığımızda aynı anda tek mevsimin yaşanması pek mümkün değildir. Şairin bir bildiği var diyerek şiire devam edelim. …    Vatanım boylu boyunca    Kar altındadır Dünya ölçeğinden Türkiye sınırlarına çekilen şair bir kez daha yolların, dağların, tarlaların kar altında olduğunu vurgulama gereği duyar.     Döğüşenler de var bu havalarda El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem   …    Dağlara çekilmiş    Kar altındadır İzleyen kıtada dünyayı değiştirmeye çalışanlara selam göndermek isteyen Ahmed Arif, mücadele ateşinin yandığı yerlerin bile kar altında olduğunu söylerken iki karşıt gücün çatışmasını tezat sanatı eşli...

Sabahattin Ali’nin Meskeni Ankara

  Fotoğraf: Eşi Aliye ve kızı Filiz ile, Ankara “ Bir gün kadrim bilinirse, İsmim ağza alınırsa, Yerim soran bulunursa: Benim meskenim dağlardır ” Sanat ve edebiyat hayatının kalbi attığı kent deyince akla İstanbul gelir. Ankara’nın payına düşense bürokrasi ile özdeşlemektir. Aslında hayat bu algıya uymaz. Sevgi Soysal Yenişehir’i, Gülten Akın Seyranbağları’nı eserlerine taşımış, hem Birinci hem İkinci Yeni akımı Ankara’da doğmuş, Ahmed Arif’in Karanfil Sokak’tan, Altındağ’dan, İncesu’dan, Enver Gökçe’nin DTCF’den bahseden şiirleri burada yazılmış, Sivas’ta yakılan Behçet Aysan ile Metin Altıok en çok Ankara sokaklarını yasa boğmuş, Attila İlhan’a, Ece Ayhan’a, İlhan Berk’e, Vüs’at O. Bener’e ilham kaynağı olan yine bu şehir olmuştur. Geçmişte kalmış parlak bir sayfa olarak görülemeyecek bu durum Ahmet Telli, Mehmet Eroğlu, Nazlı Eray, Gürsel Korat, Cemil Kavukçu ve Barış Bıçakçı’nın eserleriyle sürekliliğini korur. Behzat Ç. polisiyesini bir kenarda tutsak bile üniversite yılların...

Şarkılarla Şehir Turu

  Hoş geldiniz değerli misafirler. Kömür deposunun boşalmasından Mamak’a sonbaharın geldiğinin anlaşıldığı bugünlerde Samsun asfaltından hareket edecek otomobilimizle kısa bir şehir turu atacağız. Şehrin tarihine ve kültürüne tanıklık edeceğimiz bu gezinti sırasında yanından geçtiğimiz yapılar bizi şarkılarla karşılayacak. İlk olarak Çağdaş Türkü grubunun söylediği “Uyanıyor Ankara” şarkısıyla önünden geçmekte olduğumuz Siteler’de binlerce işçinin işe yetişme telaşıyla yaşama kavgasına başladığını görüyoruz. Direksiyonumuzu sola kırarak geldiğimiz Cebeci Asri Mezarlığında Selda Bağcan’ın “Uğurlar Olsun” şarkısı Uğur Mumcu şahsında öldürülen gazeteciler için saygı duruşuna geçmemiz gerektiği uyarısında bulunuyor.   Hacı Taşan’ın “Ankara’da yedim taze meyvayı” türküsünün geldiği yöne ilerleyerek Kale ile Augustus Tapınağı’nın arasından geçerken Frig ve Galatlılardan kalan izlerin hala silinmemiş olmasının sevincini sizinle paylaşıyoruz. Taze meyve demişken Ulus Halini rotamıza d...