Ana içeriğe atla

SIRRINI VER ANKARA

 

   Tekmil ufuklar kışladı
   Dört yön, onaltı rüzgar
   Ve yedi iklim beş kıta
   Kar altındadır.

 

Ahmed Arif, Karanfil Sokağı adını verdiği şiirine tüm dünyanın kar altında olduğunu söyleyerek başlar ki kendisinin de yedi iklimden bahsettiğine baktığımızda aynı anda tek mevsimin yaşanması pek mümkün değildir. Şairin bir bildiği var diyerek şiire devam edelim.


   Vatanım boylu boyunca
   Kar altındadır


Dünya ölçeğinden Türkiye sınırlarına çekilen şair bir kez daha yolların, dağların, tarlaların kar altında olduğunu vurgulama gereği duyar.

 

  Döğüşenler de var bu havalarda

El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem
 
   Dağlara çekilmiş
   Kar altındadır

İzleyen kıtada dünyayı değiştirmeye çalışanlara selam göndermek isteyen Ahmed Arif, mücadele ateşinin yandığı yerlerin bile kar altında olduğunu söylerken iki karşıt gücün çatışmasını tezat sanatı eşliğinde verir.   


   Şarkılar bilirim çığ tutmuş
   Resimler, heykeller, destanlar
   …
   Kar altındadır

 

İçimizi ısıtan sanat eserlerinin bile baş edemediği kara kış koşullarının hayatın tüm alanlarında etkili olmaya devam ettiğini görüyoruz.


   Duvarları katı sabır taşından
   Kar altındadır varoşlar,
   Hasretim nazlıdır Ankara

Kar altındadır.

Şair artık ilgi alanımızı iyice daraltarak Ankara sokaklarına adımını atmıştır. Hava durumu beklendiği gibi aynıdır.  


   Gecekondularda hava bulanık puslu
   Altındağ gökleri kümülüslü

Ekmeğe, aşka ve ömre

Küfeleriyle hükmeden


     Kenar çocukları
   Kar altındadır.

 

Ahmed Arif, yoksulluk ve çocuk işçilik sorununa dikkatimizi çekerken daha lokal bölgede dolaşmaya başlamışızdır ama göklerden gelen karar değişmez.

   Hatıp Çay'ın öte yüzü ılıman
   Bulvarlar çakırkeyf Yenişehir'de
   Karanfil Sokağında gün açmış

 

Fakat o da ne? Bentderesi’ni geçtiğimizde hava dönmeye başlar, Kızılay civarında güneş yüzünü gösterir. Dünyayı, mikro kozmosumuzu beyaz bir örtünün altında bırakan meteorolojik vaka Ankara’nın bir bölgesini nasıl etkisi altına alamamıştır. Bir sonraki kıtada bir ipucu bulabilecek miyiz dersiniz?
  

   Karanfil sokağında bir camlı bahçe
   Camlı bahçe içre bir çini saksı
   Bir dal süzülür mavide
   Al - al bir yangın şarkısı,
   Bakmayın saksıda boy verdiğine
   Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır.

 

Şiirin sonuna geldik ama ne yazık ki gizem çözülemedi. Saksı metafor olarak mı kullanılmış, yoksa Altındağ’da hatırası olan bir ağacın parçası mı? Ahmed Arif’i yakıp tutuşturan neydi? Edebiyat tarihimizin en muammalı sorusu Karanfil Sokağının merdivenlerinden çıkıp bir zamanlar Sabahattin Ali’nin yaşamış olduğu binayla İlhan İlhan Kitabevi arasında volta vuruyor ama cevap bulunabilecek gibi değil. Peki ya Ahmed Arif Parkı? Bir gece el ayak çekilince her gün göz göze geldiği Dikmen Halkevi’ne bu sırrı fısıldamış mıdır? Kim bilir? Ama Ahmed Arif’in ilk şiiri Afyon Halkevinin dergisinde yayınlanmışken bu sırdaşlığı bozmaya kimin hakkı olabilir ki? Biz yine merakımızın giderilmesini Karanfil Sokak’tan bekleyelim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sabahattin Ali’nin Meskeni Ankara

  Fotoğraf: Eşi Aliye ve kızı Filiz ile, Ankara “ Bir gün kadrim bilinirse, İsmim ağza alınırsa, Yerim soran bulunursa: Benim meskenim dağlardır ” Sanat ve edebiyat hayatının kalbi attığı kent deyince akla İstanbul gelir. Ankara’nın payına düşense bürokrasi ile özdeşlemektir. Aslında hayat bu algıya uymaz. Sevgi Soysal Yenişehir’i, Gülten Akın Seyranbağları’nı eserlerine taşımış, hem Birinci hem İkinci Yeni akımı Ankara’da doğmuş, Ahmed Arif’in Karanfil Sokak’tan, Altındağ’dan, İncesu’dan, Enver Gökçe’nin DTCF’den bahseden şiirleri burada yazılmış, Sivas’ta yakılan Behçet Aysan ile Metin Altıok en çok Ankara sokaklarını yasa boğmuş, Attila İlhan’a, Ece Ayhan’a, İlhan Berk’e, Vüs’at O. Bener’e ilham kaynağı olan yine bu şehir olmuştur. Geçmişte kalmış parlak bir sayfa olarak görülemeyecek bu durum Ahmet Telli, Mehmet Eroğlu, Nazlı Eray, Gürsel Korat, Cemil Kavukçu ve Barış Bıçakçı’nın eserleriyle sürekliliğini korur. Behzat Ç. polisiyesini bir kenarda tutsak bile üniversite yılların...

Şarkılarla Şehir Turu

  Hoş geldiniz değerli misafirler. Kömür deposunun boşalmasından Mamak’a sonbaharın geldiğinin anlaşıldığı bugünlerde Samsun asfaltından hareket edecek otomobilimizle kısa bir şehir turu atacağız. Şehrin tarihine ve kültürüne tanıklık edeceğimiz bu gezinti sırasında yanından geçtiğimiz yapılar bizi şarkılarla karşılayacak. İlk olarak Çağdaş Türkü grubunun söylediği “Uyanıyor Ankara” şarkısıyla önünden geçmekte olduğumuz Siteler’de binlerce işçinin işe yetişme telaşıyla yaşama kavgasına başladığını görüyoruz. Direksiyonumuzu sola kırarak geldiğimiz Cebeci Asri Mezarlığında Selda Bağcan’ın “Uğurlar Olsun” şarkısı Uğur Mumcu şahsında öldürülen gazeteciler için saygı duruşuna geçmemiz gerektiği uyarısında bulunuyor.   Hacı Taşan’ın “Ankara’da yedim taze meyvayı” türküsünün geldiği yöne ilerleyerek Kale ile Augustus Tapınağı’nın arasından geçerken Frig ve Galatlılardan kalan izlerin hala silinmemiş olmasının sevincini sizinle paylaşıyoruz. Taze meyve demişken Ulus Halini rotamıza d...