Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Belediye Sosyalizmini Hatırlamak

  “Bir rüzgâr gibi tarihten geçtiler” Ahmet Kaya   2019 yerel seçimleri iktidar bloğu tarafından devletin beka sorunu olarak ortaya konulduğunda çoğu kişi bunu abartılı bulmuş olabilir. Belediye yönetimlerinin rant dağıtımı mekanizmasının başına geçerek yandaşları ihya etme fırsatı vermesinin yanı sıra sosyal yardım ve istihdam olanağının elde tutulmasıyla yoksulları kendine muhtaç etmeyi sağladığı düşünülürse beka meselesi bir anlam kazanabilir. Ancak konunun ve korkunun tam anlaşılabilmesi için 70’li yıllarda görülen halkçı belediyelerin incelenmesi şart. Bu önemli görev, Sezgin Sezgin ile Tuğba Canbulut’un 1973-77 yılları arasında İstanbul, Ankara, İzmit, Çanakkale ve Adana’da CHP’li belediye başkanları aracılığıyla yürütülen halkçı belediye uygulamalarını konu edinen araştırmaları derlediği bir kitapla yerine getiriliyor. “Toplumcu Belediyecilik” adını taşıyan kitabın derleyenleri yukarıda sayılan şehirler dışında da halkçı yerel yönetimlerin olabileceğini, bu konunun araş...

Ülker Abla bildiriyor: Diriyim, şimdilik

  “Cennete gitmek istedim otostopla, Cinnete kadardı tüm yollar oysa” Didem Madak Edebiyatımızın son dönem yetiştirdiği en parlak kalemlerden olan Seray Şahiner, koca dayağından kaçıp hayata tutunmaya çalışan Ülker Abla’nın macerası ile tekrar karşımızda. Her ne kadar Ülker Abla, romana başlarken cennetle cehennem arasında bir durakta olduğunu söylese de Dante’nin İlahi Komedya’sından yapılan alıntının kitabın girişine çakılması “Welcome to Hell” tabelası gibidir. Zebanilerin kim olduğu ise romanın gidişatı içinde anlaşılacaktır. Everest Yayınları’ndan çıkan romanda yazarın hem kendi yapıtlarına hem de başka edebiyatçıların eserlerine göndermeler/benzerlikler var. Eser boyunca birkaç kez zıvanadan çıkma noktasına gelen Ülker Abla’nın hangi şairimize selam gönderdiğini feminist hareket içinde yer alan kadınlar kolayca anlayacaktır. Ülker Abla’nın karnını doyurmak için meyve suyu ve çubuk kraker karşılığında kan bağışında bulunması uzak doğu edebiyatından esintiler taşırken, bulunma ...

KHK Zulmüne Şiirle Kafa Tutmak

  “Karanlık zamanlarda şarkı da söylenecek mi Elbette, şarkı da söylenecek, karanlık zamanları anlatan” Bertolt Brecht Bir gün sabırlı ellerimiz bu kör karanlığı dağıtıp, bir türlü gelmek bilmeyen sabahlar kapımızı çaldığında nasıl olup da bu sonsuz kötülüğe dayanmış olduğumuza şaşıracağız. Geriye dönüp yaralarımızı nasıl sardığımızı, nelere tutunup hayatta kaldığımızı birbirimize anlatacağız. Bunlar belki telefonda “Nasılsın” diye soran bir ses, yüzüne kapanıp ağladığımız bir dost, belki bir şarkı, bir film, kanımıza karışıp akan alkol olacak. Kim bilir? Gün gelip devran döndüğünde kötülüğün kaybettiğini göremeyenlerimiz toprağın altında sevincimizi paylaşacak, acıyı bal eyleyerek bugüne kalanlar boyun eğmemenin onurunu bir madalya gibi taşıyacak. 2001 krizi sonrasının yarattığı elverişli ortamda yoksulların gözünde edindiği yüksek krediyle işe başlayan, kullanışlı aptalların yarattığı illüzyondan da sonuna kadar yararlanan parti-cemaat koalisyonunun birlikte çalıp çırptığı, birli...

Tarihimizin Kayıp Halkası

  “Aydının Türk köylüleri, Sakızlı Rum gemiciler, Yahudi esnafı, On bin mülhid yoldaşı Börklüce Mustafa’nın düşman ormanına on bin balta gibi daldı.” Nazım Hikmet Yakın bir geçmişe kadar ülkemiz sosyalist hareketinin tarihini inceleyen çalışmalar milat olarak Mustafa Suphi’lerin TKP’sini alır, 1920’den önce kurulan devrimci örgütleri yok sayardı. Neyse ki Osmanlı’nın Anadolu ve Balkanlar’daki topraklarında sosyalizm mücadelesini başlatan Bulgar, Rum ve Ermeni devrimcileri inceleyen çalışmalar yayımlanmaya başladı da tarihimize enternasyonal gözlüklerle bakmaya başlayabildik. Bu çalışmaların en önemlisi sayılabilecek incelemelerden biri de 1915 yılında Beyazıt’ta asılan 20 Ermeni devrimciyi anlatan Paramaz adlı eserdir. Darağacına çekilen Deniz Gezmişlerin, Erdal Eren’lerin, Hıdır Aslan’ların akıbetini yıllar önce yaşayan Paramaz yoldaşın adı Kobanê’de bir kez daha ölümsüzleşecekti. Bizi tarihimizin kayıp halkasıyla tanıştıran Kadir Akın, bu kez Tanzimat Fermanı ile Bâb-ı Âli Baskın...

ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİN

  Ne çok dikenin vardı Tanrım! Ne çok isterdim, Sana sarılamazdım. Ve şöyle derdim o zaman: Ah! Didem Madak Önüne çıkan engelleri dümdüz ederek 2023 yılına koyduğu hedefine kendisinden emin bir şekilde ilerleyen İslamcı iktidarın, İmam-Hatip okullarında deizm akımının yayıldığı, türbanlı ateistlerin ortaya çıkmaya başladığı haberleriyle toplum mühendisliği çalışmalarının ters teptiğini gördüğünde afallamış olduğu muhakkak. İş bununla sınırlı kalsa toparlanabilme fırsatı olabilirdi, ancak cini şişeden çıkartacak gelişmeler de yaşanmaktaydı. Türbanını çıkarmış ya da bu kararı alsa bile uygulamaya cesaret edemeyen kadınlar yalnizyurumuyeceksin.com sitesinde birbirini bulmuş, yalnız olmadıklarını anlamış ve birbirlerinden güç almaya başlamışlardı. Bu güç birliğinin en güzel örneği de #10YearsChallenge etiketiyle paylaşılan fotoğraflar olmuştu. Paylaşılan ilk fotoğraflara karşı yöneltilen hakaretler daha fazla kadının fotoğraf paylaşımına yol açarak kampanyayı özgürlükçü bir akıma dönüş...

FUTBOLUN FİLOZOFU SOCRATES

  “ Futbol ölüm-kalım meselesi değildir. Ondan çok daha önemlidir.” Bill Shankly Bugün efsane Brezilya Milli Takımı’nın kadrosunu soracak olsak, çoğunlukla 2002 Dünya Kupası’nı kazanan Ronaldo, Rivaldo, Roberto Carlos, Cafu’lu kadroyu duyarız. Kafa kâğıdı eskimiş benim kuşağım ise büyülenerek izlediği Zico, Eder, Falcao ve Sόcrates’in birlikte oynadığı ekibi hatırlar. Tribünleri dolduran seyircilere güzel futbol izlettirmeyi maçı kazanmanın önüne koyan Santana’nın öğrencilerinde üstüne gelen topu bahane ederek kendini yere atan Rivaldo’nun çirkefliğini göremeyiz. Dünya şampiyonluğu gibi bir başarıları olmamasına rağmen efsane oluşlarının sırrı da burada yatmaktadır. Kazananın güzel futbol olması için çalışmışlar, bunun için yenilmeyi bile göze almışlardı. 82 Dünya Kupası’nda yaşanan kahredici İtalya yenilgisi bu idealin ödenen bedeli olmuştu. Yarı finale çıkmaya yetecek beraberliği sağladığı halde defansa çekilmeyen Brezilya bize bugün bile hala unutamadığımız bir şok yaşatarak kup...

Gölgede ve Güneşte İslamcı Hareket

    Eskiden, çok eskiden Tanrımız yoktu. Korkumuz yoktu. Günahımız yoktu. Yapraklar gibiydik. Öpüşler gibiydik. Köpükler gibiydik. Yapamadık. Güzellik boğdu İyilik zayıf düşürdü hepimizi. İçimizden birisini göklerin ardına gönderdik. Şimdi hepimiz huzurla birbirimize kötülük ediyoruz. Şimdi hepimiz korkuyla acımızı seviyoruz Şimdi hepimiz dünyayı bir tanrıya değiştik Şimdi hepimiz cehenneme dua ediyoruz. Şükrü Erbaş 70’li yılların siyasal tarihinin sivil faşist güçler ile devrimci yapıların çatışması üzerinden anlatılması dönemin diğer aktörlerini gölgede bırakıyor. Bu durum 80 sonrası İslamcı kesimin kamusal alanda görünürlüğünün artmasının şaşkınlıkla karşılanmasına yol açıyor. Oysa İslamcı hareketin dış kulvardan başlattığı koşunun evveliyatı daha eskilere dayanır. Neyse ki İletişim Yayınları’nın kitap haline getirdiği bir doktora teziyle İslamcı gençlik hareketinin milliyetçi-muhafazakâr cepheden kopuşu, doğuşu ve gelişimine bakma olanağına sahibiz. Asef Bayat’ın İslamcılı...

İsmi İle Müsemma Olamayan Enternasyonal

  “Başarısız boktan bir kış geçirdik” Turgut Uyar Marx’ın Manifesto’nun sonunda bütün ülkelerin işçilerine birleşmeleri yönünde yaptığı çağrı ilk olarak I. Enternasyonalle ete kemiğe bürünmüştü. Fakat o dönemde henüz doğum aşamasında olan işçi hareketi kısa bir süre sonra dağılmıştı. 1889’da tekrar kurulan ve 2 numaralı formayı sırtına giyen yeni enternasyonal, bir taraftan kapitalizmin geliştiği, diğer yandan işçi sınıfının da sendikaları ve partileri ile onun karşısına dikildiği bir dönemin ürünüydü. Patricia van der Esch’in II. Enternasyonal’i mercek altına aldığı çalışması Yordam Kitap tarafından literatürümüze kazandırıldı. 1. Dünya Savaşı sırasında aldığı tutumla tüm Marksistler tarafından mahkûm edilmiş olsa da anlatılan hikâye bizim hikayemiz. Bugünden bakıldığında hata olduğu tartışma götürmeyen kararların alınmasında konjonktürün zorlamasının mı, dönemin sosyalistlerinin teorik yetersizliklerin mi belirleyici olduğunu bilmek günümüze önemli dersler bırakabilir. Benzer sor...