İşçi sınıfı ortaya çıktığı andan itibaren kendi
edebiyatını ve sanatını da yaratmaya başlamıştı. Çalışma hayatında yaşanan
sorunlar filmlere, şarkılara konu olurken, ayağa kalkıp yürüdüğünde uğruna
şiirler, marşlar yazılmıştı. Tiyatrodan heykele, fotoğraf sergilerinden duvar
resimlerine kadar yansıyan sınıfın mücadelesi ve yaşamı yeri geldiğinde
festival düzeyine sıçrayabilmişti.
Çocuk işçiliği, yoksulluk, ayrımcılık, sendikal
haklar, barış, özgürlük gibi birçok temaya değinen bu eserler zaman zaman
işçiler tarafından üretilmiş, zaman zaman ise işçi sınıfının yanında saf tutan
sanatçılar emeğin sesi olmuş.
ABD’de Woody Guthrie, Pete Seeger gibi şarkıcılar, İngiltere’de
“Centre 42” (Kırk İki Hareketi), İtalya’da piyanist ve
besteciler işçilerin
sendikal etkinliklere katılmasında çok önemli rol üstlenmiş, katıldıkları işçi
yürüyüşlerinde, sendika toplantılarında işçi sınıfı motive etmişti.
Ülkemizde de
sendikalar; 1 Mayıs Afiş Yarışması,
fotoğraf sergileri, işçi öyküleri yarışması, emek ve direniş şiir ödülleri,
işçi sağlığı ve iş güvenliği karikatür yarışması, mizah dergisi yayınlanması
gibi faaliyetlerle işçi sınıfını sanatsal üretime katmaya çalışmıştır. Piyanist
Timur Selçuk yönetiminde DİSK Korosu kurulması müzik camiasının, Çağdaş Sahne
ise tiyatro dünyasının sınıfa doğru attığı adımların en önemlilerindendir. Petrol-İş’in işçilerden
oluşan bir tiyatro grubu kurması ve 1987 yılı grevlerini konu alan
bir oyunun değişik kentlerde sergilenmesi sınıfın kendi sözünü sanat
aracılığıyla söylemesinin güzel bir örneğidir. İşçi hareketiyle ilgili
karikatür, şiir ve resimli öykülerin yer aldığı yayınlar kadar, işçiler
tarafından üretilen heykel ve filmler yine sınıfın takdir edilesi
etkinliklerindendir.
Madencilerin iş
cinayetleri, ağır yaşam koşulları karşısında örgütlenmesi ve mücadelesini
anlatan Maden filminin Yeraltı Maden-İş tarafından finanse edilerek gezici
ekiplerle işçilere gösterimini sağlanması emeğin beyazperde yansıdığı tarihsel
bir andı.
Deri İş
tarafından aynı konuda çekilen “Çark” ise deri işçilerinin filmde rol
alması ve 3.500 işçinin 129 gün sürecek grevin başlangıç noktasında
bulunmasıyla özel bir yeri hak etmektedir.
Geçmişte kalan
bu örneklerden farklı olarak bugün Halkevleri’nin de aralarında yer aldığı
çeşitli demokratik kitle örgütlerinin sendikalarla birlikte 18 yıldır birlikte
düzenlediği İşçi Filmleri Festivali
işçi sınıfının gündemini sanat aracılığıyla toplumla buluşturmaya devam etmektedir.
Tekel
işçilerinin 78 gün süren direnişi sırasında Bilgesu Erenus’un Halkevleri
çadırına gelerek bıraktığı tiyatro biletleriyle işçileri oyununa davet etmesi
de güzel bir dayanışma örneği olarak hafızalarımızdaki yerini
korumaktadır.
İşçi sınıfının
kendi üretimi olan eserlerin yanı sıra birçok yazar, şair ve sanatçı kalemini,
kamerasını ve enstrümanını hak mücadelesi yararına kullanmıştır. Bunlardan
Zola, Germinal; Gorki, Ekmeğimi Kazanırken; Dickens, Zor Zamanlar; Sinclair, Şikago Mezhabaları; London, Uçurum İnsanları, Steinbeck, Gazap Üzümleri ve Bitmeyen Kavga romanları ile işçi sınıfının çalışma yaşamında
karşılaştığı sorunları gündeme getirirken ülkemizden de Mahmut Yesari, Çulluk romanı ile Cibali tütün
işçilerinin, Refik Halit Karay, Hakk-ı
Sükut öyküsü ile Bursa’da ipek fabrikasında çalışan kadın işçilerin zorlu
çalışma yaşamını dile getirmişti. Bereketli
Topraklar Üzerinde romanı ile bu çabaya destek veren Orhan Kemal, Hanımın Çiftliği ve Vukuat Var romanları ile toprak ve fabrika işçiliğini birlikte ele
almıştı. Alişim şiirinin sahibi Rıfat
Ilgaz işçi sağlığına dikkat çeken şair olarak kayıtlara geçerken, Hasan Hüseyin
Korkmazgil, Kavel şiiri ile direnişi
destanlaştırmıştı. 1966 yılındaki Paşabahçe grevini anlatan Adnan Özyalçıner’in
Grev Bildirisi öyküsü, Sungurlar
Kazan fabrikası direnişini anlatan Nejat Elibol’un Direnen Haliç romanı ve Aziz Nesin’in Büyük Grev romanı direnen işçilerin sesi olmuştu.
Film setlerinin işçinin yaşam
kavgasına açıldığı çalışmaların başında Atıf Yılmaz’ın Talihli Amele filmi ile Bir
Yudum Sevgi adını taşıyan eseri gelir. Muzaffer Hiçdurmaz’ın Çark filmi polisin gösterilmemesi için
sinemalara baskı yaptığı bir film olarak sinema tarihindeki yerini alır. Ahmet
Faik Akıncı, Ekmek; Süreyya Duru, Güneşli Bataklık; Yavuz Özkan, Demiryol, Yılmaz Erdoğan, Kelebeğin Rüyası, Ertem Göreç’in Karanlıkta Uyananlar filmleri işçilerin
çalışma koşullarını ve mücadelesini beyazperdeye yansıtmıştır. Bu bahiste Ken
Loach ayrı bir yerde durur.
Notalar ve
ezgilerde işçi sınıfı mücadelesinin karşısına en güzel kombinasyonlarıyla
çıkmıştır. Müzisyenlerimizden Alpay,
Fabrika Kızı; Cem Karaca, Safinaz,
Tamirci Çırağı ve Ümit Tarlaları;
Ahmet Kaya, Tezgahtar Nebahat; Arif
Kemal, İşçi Kız; Bulutsuzluk Özlemi, Kaportacı ve Harran Ovası; Tülay German, Burçak
Tarlası; Ali Asker, Sarı Sıcak, Maden
Ocakları; Selda Bağcan, Maden
işçileri; Efkan Şeşen, Dokuz-Altı
Yolları; Grup Kızılırmak, Konfeksiyoncular
şarkıları ile çalışma yaşamının sorunlarını kitlelere duyurmuştu. Ahmet
Kaya’nın Grev, Grup Yorum’un Borçlusun ve Madenciden, Yeni Türkü’nün İşçi
Marşı mücadeleyi selamlayan parçalar olarak kulaklarda yer edindi. Yine
Grup Kızılırmak’ın Göçük Altında
şarkısı ile Grup Yorum’un Madenciye Ağıt
parçası Yeniçeltek katliamını yüreklere işledi.
Emek ve sanat arasındaki ilişkiyi
gösteren ama tek tek hepsine yer vermemizin mümkün olmadığı çalışmalar
içerisinde 1920 ve 30’lı yıllarda ortaya çıkan İşçi fotoğrafçılığı hareketini, Ankara Olgunlar Caddesindeki Madenci Anıtını, Tophane Parkına dikilen
ama Akp tarafından kaldırılan işçi heykelini, Zengin Mutfağı oyununu ama mutlaka Bertolt Brecht’i analım. Bir de Enerji
Sen üyesi işçilerin Enerji Sa önünde aylaraca süren direnişe destek için İlkay
Akkaya, Serhat Raşa ve Grup Adalılar tarafından bestelenen ve fonda direnişçi
işçilerin konuşmalarının yer aldığı “Utan
Desen Utanmaz” şarkısını çalma
listelerimize almayı unutmayalım.
Yorumlar
Yorum Gönder