Ana içeriğe atla

Şair Ceketli Devrimci


Tuttum dağ yollarını bir bir
Vurdum ÖFKEMİ dağlara dağlara
Alaca dağlara Güzelim dağlara
Ateşler yaktım kentlere karşı
Umutlar yeşerttim çiçekler gibi
Yaktım tüm köprüleri, dağ yollarını tuttum bir, bir…
Necmettin Giritlioğlu

Sendika.Org’da yayımlanan emek tarihi yazılarından tanıdığımız Can Şafak, bu kez bir kitapla karşımızda. THKP-C’nin kuruluş aşamalarında yer alan ve hareketin sendikal alandaki en önemli militanı olan Necmettin Giritlioğlu’nu anlatan Necmettin adlı biyografi çalışması Ayrıntı Yayınları tarafından tarihimize kazandırıldı.
Necmettin’in ablası Ayla Mermerci ve THKP-C kurucularından Bingöl Erdumlu ile M.R.Aktolga başta olmak üzere o dönem TİP, Maden-İş, Dev-Genç, DİSK içinde yer almış, Necmettin’le omuz omuza mücadelenin içinden gelen kişilerin sözlü anlatımlarına dayanan çalışma Hikmet Çetinkaya’nın Cumhuriyet ve Ulus gazetelerinde yayımlanan yazılarından da kaynak olarak yararlanmış. Kitapta Giritlioğlu’nun sendikal faaliyete ilk başladığı yer olan Zonguldak’ta yayımlanan Sömürücüye Yumruk gazetesindeki yazılarına ve arkadaşı Muzaffer İlgen’e yazdığı mektuplarına da yer verilmiş.
Kısa aile tarihinin anlatıldığı ilk bölümden edindiğimiz, Necmettin’in Yüksel Caddesi’nde bulunan Mimar Kemal İlkokulu’nda öğrenime başladığı bilgisini Ankaralı devrimciler için buraya not düşelim. Halkevleri’nde tiyatro ile başlayan sanat serüveni resimle devam etmiş. Kitabın sonunda desen çalışmalarını bulmak mümkün. Ama asıl edebiyata ilgisi olan Necmettin, hikayeler ve şiirler de yazmış. Şiirleri için kitapta bir bölüm ayrılmış, ne yazık ki hikayeleri bugüne kadar gelememiş. Orhan Veli için yazdığı bir şiirden edebiyat tartışmalarını izlediği anlaşılıyor.

Necmettin’in edebiyata olan ilgisinin tekil bir olgu olmadığını, 68 kuşağının genel özelliklerinden olduğunu göstermek için burada bir parantez açalım. Hüseyin Cevahir, üniversitedeki ilk yıllarında dönemin edebiyat dergilerinde hikayeler ve edebiyat eleştirileri yazıyormuş. İbrahim Kaypakkaya, Varlık ve Papirüs gibi edebiyat dergilerini takip ediyormuş. Dünyayı güzelleştirmek için yola çıkan ve fakülte kantininde edebiyat tartışan o kuşak, dünyayı değiştirmenin zamanı geldiğine inanarak kendi hayatlarını ortaya koyduklarında bile edebiyat ve sanatı bir kenara koymamıştı. Mahir Çayan, Maltepe’de girdiği çatışmada yaralı olarak yakalanıp, Selimiye Askeri Kışlası’nda hapsedildiğinde yazdığı şiirlerle hayata tutunmuştu. Darağacına çıkmadan önce Rodrigo’nun gitar konçertosunu dinlemek isteyen Deniz Gezmiş, hapisteyken ziyaretine gelen Erdal Öz’e “biz edebiyattan geldik reis” derken onunla Edip Cansever, Ahmed Arif, Ece Ayhan, Ülkü Tamer üzerine sohbet ediyordu.
Bu kuşağın temsilcisi Necmettin de üniversite okumamış olsa bile Ereğli’ye giderken çantasında Jack London’un Demir Ökçe ve John Steinbeck’in Bitmeyen Kavga romanlarını yanında taşır.
Necmettin’i tanımanın yolu 60’lı yıllarda yükselen işçi sınıfı hareketini, TİP içindeki tartışmaları ve ayrışmaları öğrenmekten geçiyor. Yazar Can Şafak dönemin siyasal koşullarını fon olarak kullanarak öğretici bir çalışma ortaya çıkarmış.
Ereğli’de Türkiye Maden İş Sendikasının temsilciliğinin kapısında içeri giren 23 yaşındaki genç kısa zamanda tanınan bir sendika aktivisti ve TİP’in bölgedeki en cevval militanı haline gelir. İşçi sınıfı Kavel, Paşabahçe, Kozlu, 15-16 Haziran gibi destanlarını yazıp DİSK’i kurarken, işgal, boykot ve yürüyüşlerle ayağa kalkan öğrenci hareketi önce FKF’yi kuruyor, sonra DEV-GENÇ ile sıçrama gerçekleştiriyordu. Marksist klasikler Türkçeye çevrilip gençliği aydınlatırken, sosyalist dergiler de elden ele dolaşmaya başlıyordu.
Can Şafak dönemin SD-MDD ayrışmasına ve TİP içindeki Aybar-Aren/Boran tartışmasına değiniyor. TİP’in Ereğli bölgesindeki çalışmaları, Necmettin’in bu çalışmalardaki rolü ve sarı sendikacılarla karşı karşıya gelişi, Kanlı Pazar katliamında alnına aldığı yarayı ömrünün sonuna kadar taşıyacak olması, Ereğli’ye döndüğünde grevin önünde yer aldığı okurun bilgisine sunuluyor.
Gençliğin radikalizmi TİP içindeki MDD yanlılarını partiden kopuşa götürürken, DEV-GENÇ’i olumlayan Necmettin sanatla bağını koparmamıştır. Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) sanatçıları, bu sıra dışı sendika aktivisti tarafından Ereğli’ye getirilerek işçilerin tiyatroyla tanışması sağlanır. Yıllar sonra direnişteki Tekel işçileriyle birlikte Bilgesu Erenus’un oyunu izlemeye giden Halkevci gençlerin bu davranışı patika bağımlılığının yasaları altında gerçekleşmiş olamaz mı? Sakarya Caddesi’ne Tekel işçileriyle birlikte 78 gün çadır kuran turuncu atkılı gençler, tiyatroya giderken aslında önderlerinin peşinden gitmişlerdi.

“Yiğidimi vurdular uzun boylu gencecik”

MDD savunucuların TİP’ten tasfiye edilmesiyle THKP-C’yi kuracak ilişkiler ağında yer alan Necmettin’in hayatında yeni bir dönem başlar. ODTÜ inşaat işçileri arasında başlatılan örgütlenme çalışmaları Yapı-İş sendikası başkanı İsmet Demir’in kendi yerine Necmettin’i getirmesine kadar varır. Sovyet kredisi ile başlayan ve aralarında Putin ile Jirinovski’nin de bulunduğu Sovyet teknisyenlerinin çalıştığı Aliağa Rafinesi inşaatı Necmettin’in ömrünün son durağıdır. Devletin resmi ve paramiliter güçleri ile birlikte giriştiği kanlı tezgâhın sonuçları bir kişinin ölümünden daha derindir. Evet, Necmettin’in ölümüne rağmen işçiler kazanım elde eder. Ancak THKP-C’nin işçi çalışması ağır darbe alır. Gençlik, işçiler, köylüler hatta subaylar arasında kök salmayı hedefleyen THKP-C dar bir gerilla çekirdeğine dönüşerek askeri bir yenilgi yaşar. Yine de güçlü bir devrimci miras bırakan hareketin oluşturduğu nehir yatağında akıntı gürül gürül sürerken, Necmettin de sendikal hareketin tarihinde güçlü bir iz bırakır. Bugün Aliağa’da rafineri yolu üzerindeki caddenin Necmettin Giritlioğlu adını taşıması, Bedrettin yiğitlerinin yeni bir yaşam filizlendirmek için kurduğu köyün adının günümüze Ortaklar Mahallesi adıyla gelmesi kadar değerlidir.
Can Şafak’ın kaleminden bu değerli tarihi öğrenelim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SIRRINI VER ANKARA

     Tekmil ufuklar kışladı    Dört yön, onaltı rüzgar    Ve yedi iklim beş kıta    Kar altındadır.   Ahmed Arif, Karanfil Sokağı adını verdiği şiirine tüm dünyanın kar altında olduğunu söyleyerek başlar ki kendisinin de yedi iklimden bahsettiğine baktığımızda aynı anda tek mevsimin yaşanması pek mümkün değildir. Şairin bir bildiği var diyerek şiire devam edelim. …    Vatanım boylu boyunca    Kar altındadır Dünya ölçeğinden Türkiye sınırlarına çekilen şair bir kez daha yolların, dağların, tarlaların kar altında olduğunu vurgulama gereği duyar.     Döğüşenler de var bu havalarda El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem   …    Dağlara çekilmiş    Kar altındadır İzleyen kıtada dünyayı değiştirmeye çalışanlara selam göndermek isteyen Ahmed Arif, mücadele ateşinin yandığı yerlerin bile kar altında olduğunu söylerken iki karşıt gücün çatışmasını tezat sanatı eşli...

Sabahattin Ali’nin Meskeni Ankara

  Fotoğraf: Eşi Aliye ve kızı Filiz ile, Ankara “ Bir gün kadrim bilinirse, İsmim ağza alınırsa, Yerim soran bulunursa: Benim meskenim dağlardır ” Sanat ve edebiyat hayatının kalbi attığı kent deyince akla İstanbul gelir. Ankara’nın payına düşense bürokrasi ile özdeşlemektir. Aslında hayat bu algıya uymaz. Sevgi Soysal Yenişehir’i, Gülten Akın Seyranbağları’nı eserlerine taşımış, hem Birinci hem İkinci Yeni akımı Ankara’da doğmuş, Ahmed Arif’in Karanfil Sokak’tan, Altındağ’dan, İncesu’dan, Enver Gökçe’nin DTCF’den bahseden şiirleri burada yazılmış, Sivas’ta yakılan Behçet Aysan ile Metin Altıok en çok Ankara sokaklarını yasa boğmuş, Attila İlhan’a, Ece Ayhan’a, İlhan Berk’e, Vüs’at O. Bener’e ilham kaynağı olan yine bu şehir olmuştur. Geçmişte kalmış parlak bir sayfa olarak görülemeyecek bu durum Ahmet Telli, Mehmet Eroğlu, Nazlı Eray, Gürsel Korat, Cemil Kavukçu ve Barış Bıçakçı’nın eserleriyle sürekliliğini korur. Behzat Ç. polisiyesini bir kenarda tutsak bile üniversite yılların...

Şarkılarla Şehir Turu

  Hoş geldiniz değerli misafirler. Kömür deposunun boşalmasından Mamak’a sonbaharın geldiğinin anlaşıldığı bugünlerde Samsun asfaltından hareket edecek otomobilimizle kısa bir şehir turu atacağız. Şehrin tarihine ve kültürüne tanıklık edeceğimiz bu gezinti sırasında yanından geçtiğimiz yapılar bizi şarkılarla karşılayacak. İlk olarak Çağdaş Türkü grubunun söylediği “Uyanıyor Ankara” şarkısıyla önünden geçmekte olduğumuz Siteler’de binlerce işçinin işe yetişme telaşıyla yaşama kavgasına başladığını görüyoruz. Direksiyonumuzu sola kırarak geldiğimiz Cebeci Asri Mezarlığında Selda Bağcan’ın “Uğurlar Olsun” şarkısı Uğur Mumcu şahsında öldürülen gazeteciler için saygı duruşuna geçmemiz gerektiği uyarısında bulunuyor.   Hacı Taşan’ın “Ankara’da yedim taze meyvayı” türküsünün geldiği yöne ilerleyerek Kale ile Augustus Tapınağı’nın arasından geçerken Frig ve Galatlılardan kalan izlerin hala silinmemiş olmasının sevincini sizinle paylaşıyoruz. Taze meyve demişken Ulus Halini rotamıza d...