Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

PREKAZİ BURAYA YUMRUK HAVAYA

Ben basit bir iyi futbol dilencisiyim. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyordum: Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen! Eduardo Galeano Bir dönem “futbol halkın afyonudur” safsatasının etkisinde bulunan Türkiye Solu, solcu taraftar gruplarının ortaya çıkması, tribünlerin “mazbatayı ver” diye çınladığı yerler haline gelmesiyle futbolun uyuşturucu değil tersine halkı uyandıran bir iksir de olabileceğini anlamış olmalı. Öyleyse “Prekazi vurdu, gol oldu” kitabı üzerine gönül rahatlığıyla yazabiliriz. Yaşı Prekazi’yi canlı izlemeye yetmeyen Onur Bayrakçeken, bir efsanenin izini sürmek için uçağa atlayarak Belgrad’a indiğinde lokum tadındaki bu kitabın ortaya çıkacağından habersizdir. Mylos Kitap’ın sonradan yapacağı teklifle Derwall’in Türk futbolunda başlattığı devrimin en önemli aktörüyle bir nehir söyleşi şart olur ve Belgrad’a döner. Söyleşi tercümana ihtiyaç duymadan başından sonuna kadar Türkçe yapılır. Çünkü Prekazi, Tarık...

İslam, Laiklik ve Aydınlanma Savaşı

diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşaneler gördüm dolaştım mülk-i islamı bütün viraneler gördüm Ziya Paşa Emperyalizmin oyuncağı haline gelmiş siyasal islam, dünyayı kana bulayan selefi akımlar, kapital izme entegre olmuş dindarlar, bir ucunda Adnan Hoca’nın bir ucunda Gülen cemaatinin olduğu tarikatlar dünyasına bakıp gerçek islamı bulmaya çalışan şaşkınlarla aynı zamanı ve uzamı paylaşma şanssızlığı yaşayanlar için bazen kitaplara sığınmaktan başka çare kalmıyor. Taner Timur, “İslam, Laiklik ve Aydınlanma Savaşı” kitabıyla, bize sığınacak bir liman göstermenin ötesine geçerek, karanlığa meydan okuyanların eline bir ışık demeti tutuşturuyor. İslam’ın neden ortaçağ karanlığını aşan Hristiyanlık gibi bir aydınlanma yaşayamadığını tarihsel ve toplumsal koşullara eğilerek inceliyor. Avrupa’da laikliğin ortaya çıkışıyla sınıf mücadelesinin ilişkisinin ortaya koyulduğu giriş bölümünde Osmanlı’da devrimci burjuvazinin yokluğunun ülkemizde laikliğin sağlam temellere oturmaması son...

Kadınlar Ormanı

bir gün sizin de yolunuz düşer memlekete siz de görürsünüz bunları kadınlarda ödevleri yenilmek olan hep bıçakla kemik arasında susmakla ağlamak arasında yenilmek kadınlar Cemal Süreya Kadınlar Ormanı romanının yazarı Jennifer Clement, Meksika’nın bir dağ köyünde şiddet, yoksulluk, çocuk kaçıran uyuşturucu çeteleri, tarım ilacı zehirlenmeleri arasında geçen bir hayatı trajik bir dile başvurmaya gerek görmeden, gündelik hayatın bir rutiniymiş gibi anlatıyor. Romanın başarısı da burada yatıyor, kötülüğün sıradanlığının en çıplak haliyle resmedilmesinde. Doğum yapan kadınların her durumda ”Tanrı’ya şükürler olsun bir oğlan doğurdum” demek zorunda olduğu, komşularının da buna inanmasa bile Bakire Meryem’e şükrettiği bir köyde geçen romanın ilk bölümünde hayatta kalmanın ilk koşulunun evin bahçesinde bir çukur bulunması ve kız çocuklarının yüzlerine kömür sürülmesi olduğunu okuruz. Çünkü Meksika’da başınıza gelebilecek en iyi şey çirkin bir kız olmaktır. Uyuşturucuyl...