Ana içeriğe atla

Yeni Osmanlıcılık

Vahşi kapitalizmi pervasızca hayata geçiren AKP, bunu yaparken aynı zamanda yoksulların desteğini nasıl sağlayabildi? Derelerinin, evlerinin, işyerlerinin önünde militanca direnen insanlar sandığa gittiklerinde celladına aşık kurbana nasıl dönüştü? Mağduru özneye çevirme potansiyeli taşıyan ve bir dönem umut uyandıran hak mücadeleleri nerede tıkandı? Kendini liderle özdeşleştirmiş ezik kitlelerin duygusal kopuşunu sağlamadan, AKP’nin ideolojik hegemonyası kırılamayacak mı?
17 yıldır sırrını çözmeye çalıştığımız iktidar; önce kalplere sonra bilince hitap ederek yolunu çizdiğinde sadece kitlelerin halet-i ruhiyesine duygusal yatırımlar yapmakla kalmıyor, aynı zamanda semboller yoluyla siyasal kimlik ve aidiyetleri yeniden kuruyor. Kendisinden farklı olanı kamusal alandan kovarak muhalefeti görünmez kılmış oluyor.
Muhalefet, üst insan olarak görülen bir liderin gölgesi altında suç ortaklığına varan muazzam bir çürüme yaşayan ve kutuplaşmış toplumun karşı yakasında kalan yoksullarla yeniden güven ilişkisi kurulabilir mi? Adalet, dayanışma gibi değerler etrafında yeni duygusal ortaklılar yaratılarak mevcut toplumsal kutuplaşma aşılabilir mi?
Eski muhalefet tarzlarının ve araçlarının öldüğü, yenilerinin ise henüz doğmadığı bir momentte işe doğru soruları sormakla başlamalı. Ancak o zaman doğru cevaplar bulunabilir. Nagehan Tokdoğan’ın yazdığı Yeni Osmanlıcılık kitabı şimdiye kadar eksik bıraktığımız bazı soruları aklımıza düşürüyor.
Yeniden düşünmeli, yeniden başlamalı…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SIRRINI VER ANKARA

     Tekmil ufuklar kışladı    Dört yön, onaltı rüzgar    Ve yedi iklim beş kıta    Kar altındadır.   Ahmed Arif, Karanfil Sokağı adını verdiği şiirine tüm dünyanın kar altında olduğunu söyleyerek başlar ki kendisinin de yedi iklimden bahsettiğine baktığımızda aynı anda tek mevsimin yaşanması pek mümkün değildir. Şairin bir bildiği var diyerek şiire devam edelim. …    Vatanım boylu boyunca    Kar altındadır Dünya ölçeğinden Türkiye sınırlarına çekilen şair bir kez daha yolların, dağların, tarlaların kar altında olduğunu vurgulama gereği duyar.     Döğüşenler de var bu havalarda El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem   …    Dağlara çekilmiş    Kar altındadır İzleyen kıtada dünyayı değiştirmeye çalışanlara selam göndermek isteyen Ahmed Arif, mücadele ateşinin yandığı yerlerin bile kar altında olduğunu söylerken iki karşıt gücün çatışmasını tezat sanatı eşli...

Sabahattin Ali’nin Meskeni Ankara

  Fotoğraf: Eşi Aliye ve kızı Filiz ile, Ankara “ Bir gün kadrim bilinirse, İsmim ağza alınırsa, Yerim soran bulunursa: Benim meskenim dağlardır ” Sanat ve edebiyat hayatının kalbi attığı kent deyince akla İstanbul gelir. Ankara’nın payına düşense bürokrasi ile özdeşlemektir. Aslında hayat bu algıya uymaz. Sevgi Soysal Yenişehir’i, Gülten Akın Seyranbağları’nı eserlerine taşımış, hem Birinci hem İkinci Yeni akımı Ankara’da doğmuş, Ahmed Arif’in Karanfil Sokak’tan, Altındağ’dan, İncesu’dan, Enver Gökçe’nin DTCF’den bahseden şiirleri burada yazılmış, Sivas’ta yakılan Behçet Aysan ile Metin Altıok en çok Ankara sokaklarını yasa boğmuş, Attila İlhan’a, Ece Ayhan’a, İlhan Berk’e, Vüs’at O. Bener’e ilham kaynağı olan yine bu şehir olmuştur. Geçmişte kalmış parlak bir sayfa olarak görülemeyecek bu durum Ahmet Telli, Mehmet Eroğlu, Nazlı Eray, Gürsel Korat, Cemil Kavukçu ve Barış Bıçakçı’nın eserleriyle sürekliliğini korur. Behzat Ç. polisiyesini bir kenarda tutsak bile üniversite yılların...

Şarkılarla Şehir Turu

  Hoş geldiniz değerli misafirler. Kömür deposunun boşalmasından Mamak’a sonbaharın geldiğinin anlaşıldığı bugünlerde Samsun asfaltından hareket edecek otomobilimizle kısa bir şehir turu atacağız. Şehrin tarihine ve kültürüne tanıklık edeceğimiz bu gezinti sırasında yanından geçtiğimiz yapılar bizi şarkılarla karşılayacak. İlk olarak Çağdaş Türkü grubunun söylediği “Uyanıyor Ankara” şarkısıyla önünden geçmekte olduğumuz Siteler’de binlerce işçinin işe yetişme telaşıyla yaşama kavgasına başladığını görüyoruz. Direksiyonumuzu sola kırarak geldiğimiz Cebeci Asri Mezarlığında Selda Bağcan’ın “Uğurlar Olsun” şarkısı Uğur Mumcu şahsında öldürülen gazeteciler için saygı duruşuna geçmemiz gerektiği uyarısında bulunuyor.   Hacı Taşan’ın “Ankara’da yedim taze meyvayı” türküsünün geldiği yöne ilerleyerek Kale ile Augustus Tapınağı’nın arasından geçerken Frig ve Galatlılardan kalan izlerin hala silinmemiş olmasının sevincini sizinle paylaşıyoruz. Taze meyve demişken Ulus Halini rotamıza d...