Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yüzleşme Zamanı

Dün sabaha karsı kendimle konuştum Ben hep kendime çıkan bir yokuştum Yokuşun basında bir düşman vardı Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum Özdemir Asaf Bir kez daha şahlanan kadın cinayetleri vesilesiyle 2012 yılında yazılmış bir kitabı tanıtmak ve zehirli erkeklikle yüzleşmek şart oldu. Çin İşi Japon İşi adlı kitap Tayfun Atay’ın cinsiyet kimlikleri üzerine antropolojik çalışmalarıyla başlayıp bugün aldığı kültürel biçimlere göz atıyor. İyi niyetle yapılmış olsa da Anadolu’da kadının toprakla, erkeğin tohumla benzeştirilmesinin cinsiyetler arasında bir asimetriyi dışa vurduğu uyarısını önsöz bölümünde alıyoruz. Kadını statik ve edilgen, erkeği dinamik ve etkin bir konuma sürükleyen bu cinsiyet hiyerarşisinin erkeği taşıyıcısı olsa da sahibi olamadığı bir iktidarın pratisyeni olmaya zorlayarak, erkekliği erkeğe nasıl zehir ettiğini anlamak için sonraki bölümleri okumak gerekecek. Toplumsal cinsiyet tanımının ardından nasıl erkek ve nasıl kadın olunacağının zamana, topluma ve kült...

Alma Laikliğin Ahını Çıkar Aheste Aheste

Sizin, yani onların hayatlarına  Allahlar girmiş, Allahlardan kurtulamıyorlar Allahlar yani çarşıda, pazarda, yani evde Yani arabalarına taş koydukları caddelerde Bir dilim jandarma ekmeği kürekte, kürek denizde Yani sızlayageldiği şey öbür taraflarının Yani gölgesinden ölümü görmüş gibi korkulan Allahlar yani yine yanıldıkları… Cemal Süreya Çalışkan ve cesur gazeteci İsmail Saymaz, bu kez de uçmayan ama müritleri tarafından uçurulan şeyhlerin, malını-mülkünü yedirip, üstüne bir de tecavüze uğradıktan sonra “kandırıldım” diye ağlayan dindarların arasına dalmış. Altı ayrı sahte şeyhin öyküsüne geçmeden önce Osmanlı’nın tarikatları nasıl denetlediğine kısaca değinen Saymaz, sorunun çözümü hakkında ön fikir oluşturmuş. Cumhuriyetle birlikte getirilen Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun sonuçları ile buna karşı gelişen ve peygamberlik ilanına kadar varan çeşitli tepkileri içeren kısa bir tarihçe anlatımında bulunmuş. Şehvetiye Tarikatı adını taşıyan kitapta; Diyanet İşleri Başkanlığ...

Neresi Sıla Bize Neresi Gurbet

Uzağa değil, usta öteye, hep öteye gitti Özdemir Asaf Doğu Afrika kıyılarında bulunan Zanzibar’da doğan Abdulrazak Gurnah, ülkesinde bir ayaklanma ve sosyalist rejime tanıklık ettikten sonra genç yaşta İngiltere’ye giderek, Kent Üniversitesi’nde öğrenim hayatına devam eder. Daha sonra İngiliz edebiyatı ve kolonyal edebiyat hocası olur. Otobiyografik öğeler taşıdığını tahmin ettiğimiz “Sessizliğe Hayranlık” (Admiring Silence) romanının adı zikredilmeyen anlatıcısı da Zanzibarlıdır. Göçmenlik, ırkçılık, sömürgecilik, ulusalcılık sorunlarına ayna tutan roman boyunca anlatıcının adını öğrenemememiz yersiz-yurtsuz, kimliksiz, bağsız ve köksüz kalmış bireyi belleğimize kazır. Memleket hasreti çekmeden ömrünü geçirdiği İngiltere’de herkes gibi kendine ait bir doktorunun olması bile Zanzibarlının yarasını kaşımaya yeter. Geldiği yerde yılan sokması için gönderilecek panzehir iğnesini ya da cerahat toplayan yaralarını tedavi edecek anti-bakteriyel kremi bekleyenlere, herkesin kendi d...

SOL POPÜLİZME SOLDAN BAKMAK

Bütün Mümkünlerin Kıyısında Turgut Uyar Chantal Mouffe, 1985 yılında müteveffa Ernesto Laclau ile birlikte “Hegemonya ve Sosyalist Strateji” kitabını yazdığında sınıftan kaçış eleştirilerine maruz kalmıştı. Bu eleştirilerin sebebi kapitalist üretim ilişkilerinin her yere nüfuz ederek yeni antagonizmaları ortaya çıkardığını, bunun da yeni toplumsal hareketleri doğurduğundan işçi sınıfının artık tek devrimci özne olmadığını öne sürmesiydi. Bu andan itibaren işçi sınıfının yerini halk, sosyalizmin yerini radikal demokrasi almıştı. Bu akımın ülkemizde de temsilcileri oluştu. Ernesto Laclau’nun 2014 yılında ölmesiyle Mouffe çalışmalarını tek başına sürdürüyor. Geçtiğimiz günlerde Sol Popülizm kitabı Türkçeye çevrilerek İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Ancak Mouffe bu kez 30 yıl öncesine kıyasla işçi sınıfının taleplerinin ihmal edildiği kanısında. Sol Popülizm kitabının temel tezleri şunlar: – Neoliberal hegemonyanın krize girmesi sol popülist momentte olduğumuza i...