Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MEKANDA SİYASET Mİ, MEKANIN SİYASETİ Mİ?

Şehirler bana bir tuzak İnsan sohbetleri yasak Sabahattin Ali 70’lerden itibaren dünya çapında bir saldırı başlatan neoliberalizm en büyük desteğini muhafazakarlıktan aldı. Bu ikilinin hegemonik gücünü en başta mekanı kullanarak sağladığını söyleyen Gencay Serter, Muhafazakar Kentin İnşası kitabında hem neoliberalizm-muhafazakarlık ittifakını hem de bunların mekanla kurduğu ilişkiyi incelemiş. İlk bölümde bu ikilinin kurduğu ittifakın ideolojik boyutu ele alınarak, Lefebvre’nin “hayatı değiştirmek için mekanı değiştirmek gerekir” önermesinin arka planına bakılıyor. Aydınlanma düşüncesi ve Fransız Devrimine tepki olarak 18.yüzyıl sonlarında ortaya çıkan muhafazakarlık devrim korkusuyla mevcut düzenin bekçiliğini yapmak üzere yardıma çağrılan bir ideoloji. Özgür insanın ve akılcılığın reddi, özel mülkiyetin kutsanması gibi değerlere sahip olan bu ideolojinin neden kamusallık karşıtlığı yapmak zorunda olduğu ve onun yerine neden aile, cemaat gibi alt birimleri öne çıkardığı bu...

Kimlik Siyasetinde Sınıfsal Yarılma

Uyuşamayız, yollarımız ayrı;  Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi; Senin yiyeceğin, kalaylı kapta; Benimki aslan ağzında; Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.  Orhan Veli Peyami Safa, Fatih-Harbiye romanıyla genç Cumhuriyetin modernleşme projesinin nasıl bir kültürel yarılmaya yol açtığını anlatmıştı. Birbirine tramvayla bağlı olan iki semtten birine geçenler ezan ve ud sesi geride bırakıp, caz ve baloya kulak kesiliyordu. Romanın kahramanı Neriman bu kültürel eşikten atlarken siyah başörtüsünü çıkartıyordu. İrfan Özet, bu romandan esinlenerek adını koyduğu çalışmasında iktidarın nimetlerinden yararlanarak zenginleşen İslamcı hareketin içerisinde oluşan farklı yaşam tarzlarını, beğenileri, yeme-içme alışkanlıklarını muhafazakarlığın sembolik mekanları olan Fatih ve Başakşehir’i karşılaştırarak gösteriyor. Araştırma Weber’e ait “sosyal kapanma” ile Bourdieu tarafından formüle edilen “habitus” kavramlarına yaslanarak yapılmış. Sosyal kapanma kavramı, Marksist eşitsizli...

Aşan Bilir Şeş Kapısının Ardını

Türk Edebiyatına Antabus ve Kul gibi iki güzel roman hediye etmiş olan Seray Şahiner, bu kez bir öykü kitabı ile karşımızda. Hepyek adını taşıyan kitap halkın çeşitli kesimlerinin hayata tutunma stratejilerinden örnekler verirken, cahil olarak görülen tabakanın gündelik hayatın kodlarını çözdüğünde aydın sayılan insanları suya götürüp susuz getirebileceğini gözler önüne sermesiyle kafa açıcı. Kitap “kazanmak için değil ölmemek için yaşayan, bir hedefe varmak için değil duracak yerleri olmadığı için sürekli giden, dünyayı bir ev olarak değil yağmurda ıslanmamak için saçak altı olarak kullanan” iki çulsuzun var kalabilme mücadelesini anlatarak başlar. Okunan her sal â onlar için akşam yemeği anonsudur. Adaletsiz düzenin bir elbise gibi dikip biçtiği suçun içine yerleştirilen biri 17, diğeri 19 yaşındaki bu gençler işlenmemiş günahların cezasını peşin peşin çekerken, öbür dünyada çekecekleri cezada indirime gidilmesini umarak ölmemeye devam eder. Yazar renkleriyle ve sesleriyle an...

SAĞ YANIM ÇÜRÜYOR SOL YANIM DİRİ

“Yok başka cehennem yaşıyorsunuz işte” Behçet Aysan İnsanın içindeki kötülüğü ele alan romanlar içinde Sineklerin Tanrısı herhalde en bilindik olanıdır. Sorunu insan doğasına bağlayan bu bakış açısından farklı olarak, Rakel Dink eşinin tabutu başında “bir bebekten katil yaratan karanlığı” sorgulayarak devletin ve toplumun kötülüğün yayılmasındaki rolüne dikkat çekmişti. Mahir Ünsal Eriş, Kara Yarası adlı öykü kitabıyla insanın içindeki karanlık noktaların, damarlarından şer akanların peşine düşüyor ama bütün güzelliklere düşman olan ve “evde zor tutulan %50” (kara yarı) toptan bir çürüme yaşarken, bedel ödeyerek de olsa diri kalanların olduğunu unutturmuyor. Hem suçlu hem güçlü olunca, ekmek derdine düşmüş garibanların zayıf noktasından nasıl yakalandığını, düzenin tesisini sağlamakla görevli polisin görevini (!) nasıl yerine getirdiğini, çocuk istismarını planlayanların nasıl iyiliksever komşu postuna büründüğünü gösteren kalemiyle içimizi kanırtıyor. Vatan-millet sevgis...