Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yakarız Fermanları Yakarız

  “Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler, dalga dalga aydınlık oldular, yürüdüler karanlı ğ ı n  ü st ü ne. Meydanları zaptettiler yine” Nazım Hikmet Tüm rüzgarlar ters yönden esti ğ inde,  gökyüzünü kara bulutlar kapladı ğ ı nda,  akıntıya kar ş ı  k ü rek  ç ekmek zorunda kald ı ğ ı nda umutsuzlu ğ a kap ı lma. Dipten gelen dalgay ı  g ö renleri, anafora kar ş ı  duranlar ı ,  ü niversitelerinde  ö nce  ö ğ renci cephelerini sonra Koordinasyon hareketini yaratanlar ı  hat ı rla… “Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar Ş an verdiler ortal ı ğ a b ü t ü n bir sonbahar” Can Yücel Bildi ğ in yan ı ld ı ğ ı na yetmedi ğ inde, ezberlerin seni k ı s ı rla ş t ı rd ı ğ ı nda, ufuk  ç izgin burnunun dibine d ü ş t ü ğ ü nde kendini  ç aresiz hissetme.  G erçekçi olup imkansızın pe ş ine d ü ş enleri, har ç lara kar ş ı  toplad ı ğ ı  350.000 imzayla K ı z ı lay ’ı  zapt edip temsil...

Kara Kıtanın Yüz Akı: Fanon

                                                                                                                                                      “Ve zenciler ayağa kalktı oturan zenciler beklenmedik bir zamanda ayağa kalktı iskelede ayakta kamaralarda ayakta köprüde ayakta rüzgarda ayakta güneşte ayakta kanda ayakta ayakta ve özgür” Aimé Cesaire Afrika kıtası açlık ve yoksullukla olduğu kadar ırkçılık ve kölelikle de özdeşleşmiş bir kara parçasıdır. Öyle ki apartheid vahşetini belgelemeye çalışan Kevin Carter ölmek üzere olan siyahi bir çoc...

Birleşik Krallık’ın “Arka Bahçesinde” Cumhuriyet ve Sosyalizm Mücadelesi

  “Ey tarih, aç solgun yapraklı defterini Ve kaydet dövüşenlerin hikayesini” Ahmet Telli İrlanda’nın kuzeyi 1960’ların sonundan 90’ların bitime kadar çok sert bir iç savaşa sahne olmuştu. Ayaklanma, banka soygunu, insan kaçırma, kurtarılmış bölgeler, hapishanelerde açlık gr evleri eşliğinde yürüyen gerilla savaşı gecenin karanlığını üzerinde güneş batmayan krallığın burnunun dibine taşımıştı. Daniel Finn, IRA adını verdiği kitabında sadece Çalkantılı Dönem olarak bilinen 30 yıllık kesiti değil İngiltere’nin İrlanda’nın kuzeyini kendine bağladığı andan itibaren ortaya çıkan örgüt, hizip, önderler ve mücadele biçimlerini ele alıyor. Gandhi’den devşirilen sivil direniş teriminin Britanya’da aldığı biçimi de, Malcolm X’in oy pusulası-kurşun ikileminin dönüşümünü de bu çalışmada görmemiz mümkün olacak. Kökler İlk saldırısını 1956 yılı bitmek üzereyken gerçekleştiren IRA’nın öncülleri olan hareketlere bakarken adadaki mücadelenin çıkış noktasına doğru yol alacağız. Katolik yerlilerle Pro...

Yeni Dünyanın Kurucusu Marksizm

  “Sosyalizm Senin anlayacağın yani El kapısının yokluğu değil de İmkansızlığı” Nazım Hikmet Barış süreci görüşmeleri yeniden başladığından beri Marksizm’i aşma iddiaları ilginç bir hal almaya başladı. Savunulan dünya görüşünün, öne sürülen tezlerin zayıflıkları ve belirsizlikleri ciddi eleştirilerde bulunmak yerine Marksizm’i gözden düşürmeye çalışarak haklılığını kanıtlama girişimlerine dönüştü. Alman felsefesinin, Fransız siyasetinin, İngiliz iktisadının zengin birikimine dayanan Marksizm’in karşısına radikal demokrasiyle ilişkisinin olup olmadığı bile bilinmeyen bir dünya görüşüyle çıkmanın zorlukları kendini her vesileyle dışa vuruyor. Bir eylem kılavuzu, hareket felsefesi olan Marksizm’i “olumsuzlukları dile getirme” dışında başka bir şey yapmamış bir ideoloji olarak göstermeye çalışmak konuya yabancı olunduğunu gösterir. Herkes Marksizm hakkında derin bilgi sahip olmak zorunda değil ama eleştirilen konu hakkında asgari düzeyde malumat edinilmesi eleştirmenliğe soyunanın yara...

Sabahattin Ali’nin Meskeni Ankara

  Fotoğraf: Eşi Aliye ve kızı Filiz ile, Ankara “ Bir gün kadrim bilinirse, İsmim ağza alınırsa, Yerim soran bulunursa: Benim meskenim dağlardır ” Sanat ve edebiyat hayatının kalbi attığı kent deyince akla İstanbul gelir. Ankara’nın payına düşense bürokrasi ile özdeşlemektir. Aslında hayat bu algıya uymaz. Sevgi Soysal Yenişehir’i, Gülten Akın Seyranbağları’nı eserlerine taşımış, hem Birinci hem İkinci Yeni akımı Ankara’da doğmuş, Ahmed Arif’in Karanfil Sokak’tan, Altındağ’dan, İncesu’dan, Enver Gökçe’nin DTCF’den bahseden şiirleri burada yazılmış, Sivas’ta yakılan Behçet Aysan ile Metin Altıok en çok Ankara sokaklarını yasa boğmuş, Attila İlhan’a, Ece Ayhan’a, İlhan Berk’e, Vüs’at O. Bener’e ilham kaynağı olan yine bu şehir olmuştur. Geçmişte kalmış parlak bir sayfa olarak görülemeyecek bu durum Ahmet Telli, Mehmet Eroğlu, Nazlı Eray, Gürsel Korat, Cemil Kavukçu ve Barış Bıçakçı’nın eserleriyle sürekliliğini korur. Behzat Ç. polisiyesini bir kenarda tutsak bile üniversite yılların...

Ulan Trabzonspor!

  “ Sana taptık ulan Unuttun mu Sana taptık” Attila İlhan Ulan Trabzonspor! Seni sevmek cefadır, bilmezsin. Bunu; senin maçını izlemeye geldiği Ankara 19 Mayıs stadında polis dayağı ile müşerref olan o ortaokul bebesi bilir. Daha sağını- solunu bilmeyen o çocuğun; öğrenci derneklerini yeni yeni kuran, sokakları yavaş yavaş adımlamaya başlayan üniversiteli abilerinin, ablalarının karşısına dikilen cop-kalkan ekibi maçı izlemeye gelen cuntanın şefinin keyfi kaçmasın diye o gün tribüne meydan dayağı çektiğinde faşizmin ne olduğunu senin maçında öğrendiğini bilmezsin… Ulan Trabzonspor! Takımın deplasmana gidecek parası olmadığı, futbolcularının yırtık kramponla maça çıktığı yıllarda peş peşe kazandığın şampiyonluklara bakıp işçi sınıfının da iktidara yürüyebileceğine kaç kişi inandı. Bunu bilmezsin. Bunu harçlıklarını biriktirip aldığı maç biletiyle tribünde saatler önce yerini alıp ansızın bastıran Ankara yağmurunda sırılsıklam ıslandığı halde seni sonuna kadar izlemeden evine dönmeye...

“Dinozorlar” Hâlâ Yolumuzu Aydınlatıyor

  “çünki elbette bir su kendi akacağı toprağın sertliğini bilir ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak artık ırmak mı ne denir işte devrim ona benzer bir akışın hızına denir ” Arkadaş Z. Özger Türkiye işçi sınıfı önderleri arasında Kemal Türkler, Abdullah Baştürk, Rıza Kuas gibi isimler öne çıkar. Çalışmalarını Anadolu’nun ücra köşelerinde yürüten Yeraltı Maden-İş Başkanı Çetin Uygur ise DİSK içindeki hakim eğilimden olmamasına, konfederasyon genel başkanı, milletvekili gibi sıfatlar taşımamasına rağmen işçi sınıfı tarihi içerisinde özel bir yerde durur. Notabene Yayınları tarafından sınıf çalışmaları literatürüne kazandırılan Çetin Uygur kitabı bu müstesna yeri gösteren, ustalara saygı duruşu niteliğinde bir çalışma. Bu kapsamlı ve derin eser biyografiden çok Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin tarihinden uzun bir kesit olarak okunabilir. Aynı zamanda devrimci hareketle, işçi sınıfı hareketi arasındaki etkileşimi, farklı sendikal anlayışların çatışmasını izleyebileceğimiz bir kitap o...