“Gülme devrimci bir şey içeriyor… Voltaire’nin gülmesi, Rousseau’nun ağlamasından daha yıkıcıydı” Herzen Gençliğe verebilecek bir şeyi kalmayan İslamcı iktidarın mezuniyet törenlerinden sonra karşısına yeni bir tehlike odağı daha çıktı. Munzur’dan Kaz Dağlarına kadar uzanan festivaller karşısında kendini korku tüneline girmiş gibi hisseden yönetenlerin, Kürt müziğini dünyaya açan Aynur’un da, Karadeniz otantizmini müziğine taşıyan Apolas Lermi’nin de sahneye çıkma haberiyle aynı kabusu görmelerinin nedeni ne olabilirdi? Melek Mosso’nun flütünden çıkan notaların, Metin Kahraman’ın bağlamasının bıraktığı tınının savaş tamtamı gibi duyulup iktidarı teyakkuza geçirmesine ne sebep olmuş olabilirdi? Bu konulara İslam coğrafyası özelinde kafa yormuş olan Asef Bayat, radikal İslamcılığın basit kendiliğindenlik ve neşe gösterileri ile gündelik zevk arayışları karşısında kendini güçsüz hissettiğini söyler. Her sıradan kutlama vesilesi, özel partiler, hareketli sokak köşeleri, kahvehaneler,...