Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti, Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti! Neyzen Tevfik Türkiye solu muarızlarına karşı mücadele ederken başlangıçta teorik tanımlamalara başvurmakla yetiniyordu. Marx’ın “din halkın afyonudur” sözü, Komintern’in faşizm tahlili ile idare edilen uzun yıllardan sonra düşmanın iç çelişkilerini ve çatışmalarını, gelişme dinamiklerini öğrenmeye yönelen araştırmacılar ortaya çıktı. 90’lı yıllarda Ruşen Çakır’ın cemaatlerin, Tanıl Bora ve Kemal Can’ın ülkücü hareketin içine göz atan kitapları bu alandaki öncü çalışmalar oldu. İslamcı hareketin iktidara yerleştiği ve yenilmezlik algısının oluştuğu yıllarda işin sırrını çözmek için cemaat okullarına öğrenci gibi sızan, İslamcı mahallelerde saha araştırması yapan, yerel yönetimleri, İslamcı sermayeyi, hatta İslamcı işçileri inceleyen, anlamaya çalışan araştırmalarla bu külliyat giderek büyüdü. Düşmanın zayıf noktaları, kırılganlıkları bilinmeden doğru zamanda, doğru yere vurmak mümkün olmazdı. Bu ne...